...Uçuş...

Tanrım, kanatlanmaya kalktıkça düşüşümden şikâyet etmeyeceğim artık sana. Ama tek bir kelime ver bana.
.
Öyle bir kelime ki onunla bütün mânaları konuşmak mümkün olsun. Ya da tek bir harf, tek bir cümle.
Çok şey istiyorum, biliyorum
..
Zan sahipleri, bir harfin, bir cümlenin peşinde zannediyor beni.
Ama Sen biliyorsun...
Nazan Bekiroğlu
Sürü Sürü Kuşlar Ölüyor

Ağıtlar yükseliyor kavaklardan
Getirdiğin yağmurlar aşkına söyle
Mecnun yanımı kim kurcalıyor?
Kalbimin öte yanı kayalık
Fırtınalar yakın.
Bir sözüm mü kaldı söylenmedik
En ıssız yerinde bu şehrin, bu gecenin?
İçimde eski zamanlardan kalma bir cezbe.
Getirdiğin yağmurlar aşkına söyle
Susayan kim cinnetime?
Pencereme güneş eridi
Aklıma çözüldü saçların
Düşlerime taşan bir ırmak gibi
Köklerimi topraksız bıraktın.
Zalimce geçiyor rüzgâr ormandan
Yedeğinde yıl dönümü marşları.
Ellerini bıraktığı yerde bulamayan ben miyim?
Ben rüzgâra kapılmış bir öbek keven miyim?
Oysa ben bir gürgen olmalıydım kökleri muhkem
Sığırcıklar sığınmalıydı dallarıma
Böyle durumlarda intikam yeminleri mi etmeliyim?
Kanatıyor kalbimi bu şarkılar
Hayra yorma esareti.
Bende esaretin ıssız yanları var
Sağlama al düşlerini.
Hicabi Kırlangıç
Mevlana Celaleddin Rumî'den

Gel, gel, daha yakın gel, bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek? Madem ki sen, bensin, ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir? Biz Hakk’ın nuruyuz, Hakk’ın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor?
Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücud halinde olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle şaşıyız? Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler, yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye sol elini hor görür? Her ikisi de madem senin elindir, aynı tende uğurlu ne demek, uğursuz.