Kudurdu, Haberin Yok!

Dilimde olan nice şarkıyı dize getiriyordum bakışlarımla. Cümlelerimi pat diye çekinmeden orta yere söylüyordum. Kederimi öyle bir gizleyişim vardı ki, bazen kendim bile göremiyordum. Arada bir ‘insanım bende ulan’ desem de pek işe yaramıyordu. Her şeyi ve herkesi anlamam gerekiyordu doğuştan… İnsan doğuştan kederli bir yaratıktı ve bunun ayırtına varamayacak kadar kederliydim…

Bütün şarkılar orta yerde canımı sıkmaya devam ediyordu, onları umursamamak için pek çok kez gayretlenmiş ve gayretime yenik düşmüştüm. Hayat, hangi elbiseyi giydirdiyse, üzerime bol oluyordu, hangi ayakkabıyı giydirse, ayaklarımı vuruyordu… Üstelik lanet yağdıracağım tek nesnem aynamdı… Kendi kendime saydırıp gidiyordum yani, argosu yarım kalmış bir imla kılavuzuydum, bütün çekişmelerde adım geçiyordu; yarım…

Kış mevsimini seviyordum, dışarı çıkmak gereksiz ve tatmin etmeyiciydi… İlginçtim, ilginç birkaç şarkı vardı dilimde… Bütün bunlar yaşanırken, her şey olağandı, akşamları karşı komşu murat kafayı çekiyordu, o kafayı çekerken sezen aksu ‘yine mi güzeliz yine mi çiçek’ diye bağırıyordu, yatsı ezanı okunurken müziğin sesi kısılıyor, alınlar secdeye değerken, utangaç alınlar peyda oluyordu. Ve muratta ve ben de biliyorduk ki ‘Allah bizi böyle yaratmamıştı…’

Olağanca gürültülü bir kış geçmişti, dizlerinde dinlenmek için gökyüzüne bile sığınamaz olmuştum… Murat hastalanmaya başlamış, doktorlar artık ‘içmemelisin’ demişti… Artık sezen aksunun da sesi kesilmişti… Dünyanın en çekilmez haliydi bu, gidecek kimsem var mı diye anılarımı yokladı zihnim. Zihnimin yoklamasından gelip geçen isimleri saydıkça kederimi anımsadım;

-Nilüfer, hımm hani lisede ki kız…
-Yok…
-Peki, ımm Mustafa aktur, lise aşkım…
-Yok, tahminen çocuklarını pışpışlamaktadır…
-O halde Ayşenur, üniversitede ki ev arkadaşım,
-Yok ki…
-Yok… Yok… Zihnime koca bir sıfır çekiyorum, akıl hastanesinde yatan ablama sesi kısılan bir kadının şarkısını söylemeye gidiyorum bende; ‘deli kızın türküsünü…’

Yağmur başlamıştı, yine, her zaman tekrarlanan olmuştu. Yağmurdan kaçışan insanların yenilgisi ve benim sınıfı bile olmayan bütünlemem başlıyordu. Kederime hendek atlatmaya, şarkı dinlememeye yemin etmek bile geldi içimden. Yapamadım… Bakırköy bir iki diyen ses benim içindi, gitmek için iyi bir gün…

Ablam, bu saatlerde hep aynı yerde oturur ve bir şeyler mırıldanırdı. Şarkıları utandıracak kadar güzel sözlerdi, ablam, benimle aynı familyadan olmanın utancıyla kıvranıyordu hala, son bir cesaret dünyam için…

Beni görünce durgunluğuyla gülümsedi. Oturmamı buyurdu, oturdum… Ne derse desin yapıyordum. Kantinden çay aldım, hava soğuk üşümeyesin dedim, ‘şarkılar ne güzeller öyle değil mi?’ dedi, evet dememi beklemeden devam etti…

-İnsanlardan bile güzeller, hiçbir insan bu kadar kederli olamaz, bak güneşi görüyor musun, yağmura rağmen başı dik, bak yağmuru da görüyorsun, güneşe rağmen öfkeli… Hiçbir şarkı anlatamaz bu yitikliği… Şu elinde ki zımbırtıdan bir şarkı açar mısın?
-Peki abla…

Birazdan denizin kuduracağını söyleyen şarkıya eşlik etmedi ablam… Şarkılara eşlik edilmezmiş, şarkılar dilden geçerse şarkı olmaktan çıkarmış, ‘deli işte!’ Deyip geçiyorum…

-Ne güzel şarkı değil mi abla? Birazdan kudurur deniz…
-Kudurdu, haberin yok!

Ablamın yanına mı taşınsam?

Asude Zeynep Toprak

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>
@

  1. Yazan: aztoprak | Tarih: 2008-08-15 15:23:06 Saat: 2008-08-15 15:23:06
    Konu: şarkılar değil kulaklar bitiyor...
    eleştiri kısmını dikey geçişle atlattım sayıyorum:)

    özdemir asafın o müthiş şiiri diyor ya 'şarkılar değil de hep kulaklar bitiyor' aslında tam olarakta böyle. ben türk filmi kriterlerinde bi son olsun istemezdim ama bu böyledir efendim. şarkı biter ve murat biter... aslında biten şarkı değildir...

    dua ile...

    Baglanti >

  2. Yazan: Warrior | Tarih: 2008-08-13 01:38:46 Saat: 2008-08-13 01:38:46
    Konu: Bu şarkı bitti...
    Sonunda yazılarına yorum yazabileceğiz. Yoksa eleştireye tahammülü yoktu da biraz daha esnekleşti deyip seni kızdırsam mı:)

    artık Sezen Aksu'nun da sesi kesilmişti deyince aklıma şey geldi: hani bazı insanlar vardır ya, hayata pamuk ipliğiyle bağlıdırlar. Hayatlarında bizim dışarıdan görebileceğimiz birkaç şey vardır;aslında çoğu da alışkanlıklarıdır. Onu hayat bağlayan tek şey sezen aksu dinlemekti, o da susunca demek adam ölmüş ya da gitmiş demek geliyor aklıma. Bu tür cümleler hayatta ne bileyim şöyle biter galiba,

    -10 yıldır her gün hiç şaşmaz saat 8:30 da gelir gazetesini alırdı. Bugün gelmeyince sonradan öğrendik ki....

    -Her gün hiç değişmez Sezen Aksu'nun .... şarkısını gece yarısı dinlerdi. Dün gece şarkı duyulmayınca sonradan öğrendik ki....

    hadi cümlelerin sonunu daha güzel bitirelim:-bu şehri bırakıp gitmiş...

    Baglanti >